Zamanın birinde, tüm kuşların padişahı olan Anka Kuşu’nun, Bilgi Ağacı’nın dallarında yaşadığına ve her şeyi bildiğine inanılırmış. Tüm kuşlar zor durumlarda onun kendilerini kurtaracağını düşünür, ona tüm kalpleriyle inanırlarmış. Bir zaman gelmiş ve kuşlar dünyasında her şey ters gitmeye başlamış. Ancak Anka onlara görünmüyormuş. O görünmedikçe kuşlar önce onun varlığından kuşkulanmışlar sonra da yavaş yavaş ondan umudu kesmişler.
Uzak ülkeden gelen bir kuş sürüsü Anka’nın kanadından bir tüy bulduklarını söylemiş. Bunu duyan kuş topluluğu onun varlığına tekrar inanmaya başlamış. Hüdhüd(Hoopoe) kuşu tüm kuşları toplamış ve Anka’nın huzuruna gidip ondan yardım istemeyi uygun görmüş.
Anka'nın yuvası, çok uzaklarda olan Kaf Dağı’nın tepesindeymiş. Oraya varmak içinse yedi vadiyi aşmak gerekliymiş. Başlarında Hüdhüd kuşu, tüm kuşlar sürü halinde yola çıkmışlar. Hüdhüd ve diğer kuşların aşmaları gereken ilk vadi istek vadisiymiş. Bu vadinin başında Hüdhüd kuş sürüsüne seslenmiş;
“istekte kayboluncaya kadar, gündüzleri yemekten, geceleri uykudan kesilinceye kadar iste..”
İstek vadisini geçen kuşları bekleyen ikinci vadi aşk vadisiymiş. Bu vadiye geldiklerinde bülbül güle olan aşkını hatırlayıp devam edemeyeceğini söylemiş. Bunun üstüne Hüdhüd bülbüle seslenmiş;
“aşka dert ve gönül kanı gerek, aşkın hikâyesi bile müşkül olmalı”
Geri kalan kuşlarla yollarına devam etmişler ve çok zorlu olan aşk vadisi geçilmiş. Üçüncü vadi marifet vadisiymiş. Bu vadide Tavuskuşu tüylerinin güzelliğini bu yolda feda edemeyeceğini söylemiş. Bunun üzerine Hüdhüd Tavuskuşu’na seslenmiş:
“can yolcusu farklıdır, ten yolcusu farklı, asıl marifet deriyi değil içte olan sırrı görmekte”
Sayıları azalırken kuşları bekleyen dördüncü vadi istigna vadisiymiş . Bu vadiye geldiklerinde keklik mücevherlere olan bağlılığını bahane edip ayrılmış. Hüdhüd ‘keklik’e seslenmiş;
“gönlü doyan kişiye ne dava gerek, ne de mana”
Sıra gelmiş beşinci vadi olan tevhid vadisine. Buraya vardıklarında doğan göklerdeki mevkisini bahane edip geri dönmek istediğini açıklamış. Hüdhüd ‘doğan’a seslenmiş;
“her şey bir oldu mu ikilik kalmaz, burada benlik de ortadan kalkar senlik de”
Sayıları azalan kuşlar altıncı vadi olan hayret vadisine geldiklerinde çok yorgun düşmüşler. Puhu kuşu dışındakiler her şeye rağmen yola devam etmek için istekliymiş. Viranelerde aradığı zenginliği bahane eden Puhu kuşu’na Hüdhüd seslenmiş;
“ hayrete düşmüş yolcu bu makama varınca şaşkınlığa düşer, yolunu yitirir”
Yedinci ve son vadi olan yokluk vadisinde kuşların bir kısmı umudunu yitirip geri dönmüş, bir kısmı geçtiği yolların zorluğuna dayanamayıp can vermiş.
Kaf Dağı’na varan bir tek kuş varmış. Bu kuş orada rastladığı herkese Anka'yı sormuş, cevap alamamış. Geriye kalan kuş anlamış ki; kendi külleri üzerinden yeniden doğabilmek için kendini yok etmesi gerek. Tüm bu vadileri geçerek yanan, yokluğu bilen, küllerinden doğan bu kuş asıl Anka'nın kendisi olduğunu görmüş.
O an Anka için özgürlüğe uçma anıdır…
*istigna: gönül tokluğu, doygunluk
**tevhid: birlik,teklik
Kaynak:Mantık Al-Tayr
(alıntılar ve kuşların seçimi bana özgüdür)
Language Barrier
1 gün önce

mesnevi'de anlatılır...bir gün bir bilge, kendi türleriyle uçmayı reddeden iki ayrı türde kuşa rastlar. hayli merak eder bu iki farklı yaratığın kendi cinsleriyle ait oldukları yerlerde yaşamak yerine nasıl olup da bir "yabancı"yı kendine eş yeğlediklerini. biri karga, biri leylek... zıt kuşlar. ihtimal vermez birbirlerini sevdiklerine. ta ki her ikisinin de topal olduğunu anlayıncaya kadar. o zaman anlar ki birlikte arar, beraber yaşamaları beklenenlerin yanında yer bulamayanlar. o zaman anlar ki, sahip oldukları değil, eksik kaldıklarıdır oları birbirine yakın kılan.
YanıtlaSiltopal kuşlar birlikte yaşar yaşamasına da eksik insanlar nereye kadar...
bildiğim;
YanıtlaSilyalnız kuşlar kendilerini yakıp küllerinden yeniden doğana kadar.. (bilemez asıl anlamı)
bu bir film için yazılan metnin ön çalışması..
www.thebirthofthephoenix.com
bakmak isterseniz..